تورک دونیاسی گونو / یعقوب دلی عمر اوغلو
3 Ekim Türk Dünyası Günü
Yakup DELİÖMEROĞLU
Türk Cumhuriyetleri arasındaki ilişkilerin gelişmesinde 3 Ekim’de Nahçıvan’da imzalanan anlaşma tarihi bir milat oluşturmaktadır. Türk Devlet Başkanları Zirvesi bundan önce sekiz kez toplandı. Turgut Özal döneminde başlatılan zirveler, zirve kararlarını takip edecek bir sekreterya teşkilatının bulunmaması nedeniyle adeta Yüksek İstişare Kurulu tarzında çalışmak zorunda kaldı. Bu tarihe kadar yapılan zirvelerde alınan kararların takibi, yeni zirveye gelişmelerle ilgili raporların hazırlanması, gelecek zirvede gündemin bu raporların üzerine düzenlenmesi imkanları maalesef bulunmuyordu; hatta zirvelerin düzenli toplanmasının takibi bile zirve mensubu cumhurbaşkanlarının şahsi gayretlerine bağlı kalmaktaydı. Buna rağmen 1992 senesinde Türkiye’nin girişimleri ile başlayan Türk Dili Konuşan Ülkeler Devlet Başkanları Zirveleri sırasıyla İstanbul’da (1994) Bişkek (1995), Taşkent (1996), Astana (1998), Bakü (2000), İstanbul (2001) ve Antalya’da (2006) gerçekleşmişti. 2-3 Ekim 2009 Nahçıvan zirvesi ile birlikte on yedi yılda ancak 9 kez Türk Dili Konuşan Ülkeler Devlet Başkanları Zirve toplantısı yapılabildi.
Nahçıvan Anlaşması’nda yılda bir kez resmi, bir kez de özel olarak toplanması karara bağlanan zirveler eğer daha önce böyle bir anlaşma yapılmış olsa idi bu yıl 17. Türk Devlet Başkanları Zirvesi gerçekleştirilmiş olacaktı ve devlet başkanlarımız, resmi zirvenin yanında 17 kez de özel olarak biraraya gelmiş olacaktı.
Nahçıvan Anlaşması’nın yalnızca bu maddesi bile anlaşmanın Türk Cumhuriyetleri’nin yakınlaşmasında nasıl büyük bir rol oynayabileceğinin açık göstergesidir.
İstanbul ve Antalya zirveleri arasındaki beş yıllık duraklama o yıllarda zirve acaba tekrar toplanamayacak mı diye Türk Dünyası ilişkilerine önem verenleri endişelendirmişti. O endişeleri yaşayanlar Nahçıvan’da dört Türk Cumhuriyeti Devlet Başkanı’nın yılda iki kez bir araya gelmek için ortaya koydukları irade karşısında nasıl sevinmesinler.
Diğer taraftan gerek basının ve elbette buna paralel olarak kamuoyunun Nahçıvan Anlaşması’na olan duyarsızlığı da üzerinde ayrıca durup düşünülmesi gereken bir haldir; hatta bu anlaşmaya Türk Dünyası ile ilişkileri önemseyen çevrelerden dahi yeterli dikkatin gösterildiğini söylemek zordur.
Halbuki ülkemizin dil, kültür, tarih bağlarının bulunduğu reel politiği daha fazla önemsediğini söyleyenler için belirtelim bugün ekonomik ve stratejik ilişkilerimizin de ağırlık kazandığı Türk Cumhuriyetleri ile imzalanan bu anlaşmanın, bir şölen havasında ivedilikle meclis tarafından onaylanması ve anlaşmada bahsi geçen kurumların oluşturulması çalışmaları için gerekli kamuoyu ilgisi ve takibi son derece yararlı olacaktır.
Kazakistan Cumhurbaşkanı Sayın Nursultan Nazarbayev’in anlaşmada kurulması kararı alınan Türk Dünyası Bilimler Akademisi için Astana’da şehrin müstesna bir semtinde güzel bir bina tahsis ettiğini memnuniyetle öğrenmiş bulunmaktayız. Sayın Cumhurbaşkanı’na bunun için ne kadar şükran duyulsa azdır; ancak öncelikle Türkiye’de ve diğer Türk Cumhuriyetleri’nde bu akademinin nasıl olması gerektiği, nelere öncelik vererek çalışmalarına başlamasının daha yararlı olacağına dair ne akademik çevrelerden ne de diğer kültür ve sanat kurumlarından yayınlanmış bir makale, açıklanmış bir görüş henüz bulunmamaktadır. Bunu gelişmelerin hızına bağlı olarak yaşanan şaşkınlığa bağlamak ve yakın zamanda bu konuda düzenlenecek paneller, yayınlanacak makalelerle Türk Dünyası Bilimler Akademisi’nin kuruluş ve çalışmaları ile ilgili fikirlerin açıklanacağını ve böylelikle tarihte örneği bulunmayan Türk Dünyası Bilimler Akademisi’nin, Türk tarih ve kültürünü araştırmak ve dünyaya tanıtmak noktasında başarılı çalışmalar yapılması için katkılar sunulacağını ümit ediyoruz.
Tarih şuuru, yalnızca milletlimizin geçmişte gerçekleştirdiği büyük işlerle, insanlık tarihine ve dünya medeniyetine yaptığı katkılarla övünmek değil; aynı zamanda gelecek nesillerin de bugüne baktıklarında övünebilecekleri faaliyetlerde bulunmaktır. Nahçıvan
Anlaşması ile Kazakistan’ın yeni başkenti Astana’da kurulma çalışmalarına başlanan Türk Dünyası Bilimler Akademisi işte tam da gelecek nesillerin dönüp bugüne baktıklarında gurur duyabilecekleri faaliyetlere büyük bir örnektir. Nahçıvan Anlaşması’yla kurulan diğer kurumlar da bu cümledendir.
Türk Cumhuriyetleri arasındaki ilişkilerin tarihine bakıldığında “Türk Konseyi” adıyla Türk Devlet Başkanları’nın katılacağı uluslararası örgüt statüsünde bir organizasyonun başlatılmış olmasının nasıl büyük bir adım olduğunu değerlendirmek için üzerinden on yıllar geçip geriye bakmaya gerek yok. Bugünden de bunun ne kadar büyük ve tarihi bir adım olduğu görülmektedir.
İstanbul merkezli Türk Konseyi Sekreteryası’nın kurulması, Dışişleri Bakanları Konseyi, Kıdemli Memurlar Komitesi, Aksakallar Kurulu oluşturulması da aynı şekilde Türk Dünyası ilişkileri açısından paha biçilmez büyük adımlardır. Anlaşmada imzası henüz eksik olan Türk
Cumhuriyetleri’nin de en yakın zamanda bu organizasyonlara katılacaklarını ümitle ve sabırsızlıkla bekliyoruz.
Bu yüzden Kardeş Kalemler Dergisi, Kasım 2009 sayısının kapağında, bu sevinci okuyucuları ile paylaşmak ve Nahçıvan Anlaşması’nın önemini vurgulamak için “3 Ekim Bayram Olsun” başlığı ile çıktı.
Avrasya Yazarlar Birliği Yönetim Kurulu’nun kararı ile hazırlanan Kardeş Kalemler Dergisi’nin bu kapağında ilan ettiğimiz gibi Nahçıvan Anlaşması’nın imzalandığı 3 Ekim tarihinin anlaşmaya taraf tüm cumhuriyetlerde “Türk Dünyası Günü” olarak bir bayram havasında kutlanmasını arz ve teklif ediyoruz.
Her 3 Ekimde Türk Cumhuriyetleri’nin cumhurbaşkanları ülkelerinde bulunan Türk Cumhuriyetleri’nin büyükelçileri başta olmak üzere önde gelen politikacı, sanatçı, yazar, akademisyen sivil toplum önderleri ve diğer ilgililerin davet edilecekleri “Türk Dünyası Resepsiyonu” verebilir.
Televizyonlarda Türk Dünyası ile ilgili tartışma programları, konserler, filimler yayınlanabilir.
Üniversitelerimiz ve sivil toplum kuruluşlarımız Türk Dünyası ilişkilerinin ele alınacağı sempozyum, panel ve konferanslar düzenleyebilir.
Okullarımızda Türk Dünyası bilincinin artırılması için toplantılar düzenlenebilir.
Böylelikle 3 Ekim, Nahçıvan Anlaşması ile oluşturulan Türk Konseyi ve diğer kurumların kuruluş yıl dönümünün kutlanması ve bu kurumların çalışmalarının desteklenmesi için gerekli kamuoyu desteğinin canlı tutulması için büyük yarar sağlayacaktır.
9. Türk Dili Konuşan Ülkeler Devlet Başkanları Zirvesi’ne 3 Ekim Nahçıvan Anlaşması’nda imza ve irade koyan ülkelerin alfabetik sırasıyla:
Azerbaycan Devlet Başkanı Sayın İlham Aliyev’i
Kazakistan Cumhurbaşkanı Sayın Nursultan Nazarbayev’i
Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sayın Kurmanbek Bakiyev’i
Nahçıvan Anlaşması’nda yılda bir kez resmi, bir kez de özel olarak toplanması karara bağlanan zirveler eğer daha önce böyle bir anlaşma yapılmış olsa idi bu yıl 17. Türk Devlet Başkanları Zirvesi gerçekleştirilmiş olacaktı ve devlet başkanlarımız, resmi zirvenin yanında 17 kez de özel olarak biraraya gelmiş olacaktı.
Nahçıvan Anlaşması’nın yalnızca bu maddesi bile anlaşmanın Türk Cumhuriyetleri’nin yakınlaşmasında nasıl büyük bir rol oynayabileceğinin açık göstergesidir.
İstanbul ve Antalya zirveleri arasındaki beş yıllık duraklama o yıllarda zirve acaba tekrar toplanamayacak mı diye Türk Dünyası ilişkilerine önem verenleri endişelendirmişti. O endişeleri yaşayanlar Nahçıvan’da dört Türk Cumhuriyeti Devlet Başkanı’nın yılda iki kez bir araya gelmek için ortaya koydukları irade karşısında nasıl sevinmesinler.
Diğer taraftan gerek basının ve elbette buna paralel olarak kamuoyunun Nahçıvan Anlaşması’na olan duyarsızlığı da üzerinde ayrıca durup düşünülmesi gereken bir haldir; hatta bu anlaşmaya Türk Dünyası ile ilişkileri önemseyen çevrelerden dahi yeterli dikkatin gösterildiğini söylemek zordur.
Halbuki ülkemizin dil, kültür, tarih bağlarının bulunduğu reel politiği daha fazla önemsediğini söyleyenler için belirtelim bugün ekonomik ve stratejik ilişkilerimizin de ağırlık kazandığı Türk Cumhuriyetleri ile imzalanan bu anlaşmanın, bir şölen havasında ivedilikle meclis tarafından onaylanması ve anlaşmada bahsi geçen kurumların oluşturulması çalışmaları için gerekli kamuoyu ilgisi ve takibi son derece yararlı olacaktır.
Kazakistan Cumhurbaşkanı Sayın Nursultan Nazarbayev’in anlaşmada kurulması kararı alınan Türk Dünyası Bilimler Akademisi için Astana’da şehrin müstesna bir semtinde güzel bir bina tahsis ettiğini memnuniyetle öğrenmiş bulunmaktayız. Sayın Cumhurbaşkanı’na bunun için ne kadar şükran duyulsa azdır; ancak öncelikle Türkiye’de ve diğer Türk Cumhuriyetleri’nde bu akademinin nasıl olması gerektiği, nelere öncelik vererek çalışmalarına başlamasının daha yararlı olacağına dair ne akademik çevrelerden ne de diğer kültür ve sanat kurumlarından yayınlanmış bir makale, açıklanmış bir görüş henüz bulunmamaktadır. Bunu gelişmelerin hızına bağlı olarak yaşanan şaşkınlığa bağlamak ve yakın zamanda bu konuda düzenlenecek paneller, yayınlanacak makalelerle Türk Dünyası Bilimler Akademisi’nin kuruluş ve çalışmaları ile ilgili fikirlerin açıklanacağını ve böylelikle tarihte örneği bulunmayan Türk Dünyası Bilimler Akademisi’nin, Türk tarih ve kültürünü araştırmak ve dünyaya tanıtmak noktasında başarılı çalışmalar yapılması için katkılar sunulacağını ümit ediyoruz.
Tarih şuuru, yalnızca milletlimizin geçmişte gerçekleştirdiği büyük işlerle, insanlık tarihine ve dünya medeniyetine yaptığı katkılarla övünmek değil; aynı zamanda gelecek nesillerin de bugüne baktıklarında övünebilecekleri faaliyetlerde bulunmaktır. Nahçıvan
Anlaşması ile Kazakistan’ın yeni başkenti Astana’da kurulma çalışmalarına başlanan Türk Dünyası Bilimler Akademisi işte tam da gelecek nesillerin dönüp bugüne baktıklarında gurur duyabilecekleri faaliyetlere büyük bir örnektir. Nahçıvan Anlaşması’yla kurulan diğer kurumlar da bu cümledendir.
Türk Cumhuriyetleri arasındaki ilişkilerin tarihine bakıldığında “Türk Konseyi” adıyla Türk Devlet Başkanları’nın katılacağı uluslararası örgüt statüsünde bir organizasyonun başlatılmış olmasının nasıl büyük bir adım olduğunu değerlendirmek için üzerinden on yıllar geçip geriye bakmaya gerek yok. Bugünden de bunun ne kadar büyük ve tarihi bir adım olduğu görülmektedir.
İstanbul merkezli Türk Konseyi Sekreteryası’nın kurulması, Dışişleri Bakanları Konseyi, Kıdemli Memurlar Komitesi, Aksakallar Kurulu oluşturulması da aynı şekilde Türk Dünyası ilişkileri açısından paha biçilmez büyük adımlardır. Anlaşmada imzası henüz eksik olan Türk
Cumhuriyetleri’nin de en yakın zamanda bu organizasyonlara katılacaklarını ümitle ve sabırsızlıkla bekliyoruz.
Bu yüzden Kardeş Kalemler Dergisi, Kasım 2009 sayısının kapağında, bu sevinci okuyucuları ile paylaşmak ve Nahçıvan Anlaşması’nın önemini vurgulamak için “3 Ekim Bayram Olsun” başlığı ile çıktı.
Avrasya Yazarlar Birliği Yönetim Kurulu’nun kararı ile hazırlanan Kardeş Kalemler Dergisi’nin bu kapağında ilan ettiğimiz gibi Nahçıvan Anlaşması’nın imzalandığı 3 Ekim tarihinin anlaşmaya taraf tüm cumhuriyetlerde “Türk Dünyası Günü” olarak bir bayram havasında kutlanmasını arz ve teklif ediyoruz.
Her 3 Ekimde Türk Cumhuriyetleri’nin cumhurbaşkanları ülkelerinde bulunan Türk Cumhuriyetleri’nin büyükelçileri başta olmak üzere önde gelen politikacı, sanatçı, yazar, akademisyen sivil toplum önderleri ve diğer ilgililerin davet edilecekleri “Türk Dünyası Resepsiyonu” verebilir.
Televizyonlarda Türk Dünyası ile ilgili tartışma programları, konserler, filimler yayınlanabilir.
Üniversitelerimiz ve sivil toplum kuruluşlarımız Türk Dünyası ilişkilerinin ele alınacağı sempozyum, panel ve konferanslar düzenleyebilir.
Okullarımızda Türk Dünyası bilincinin artırılması için toplantılar düzenlenebilir.
Böylelikle 3 Ekim, Nahçıvan Anlaşması ile oluşturulan Türk Konseyi ve diğer kurumların kuruluş yıl dönümünün kutlanması ve bu kurumların çalışmalarının desteklenmesi için gerekli kamuoyu desteğinin canlı tutulması için büyük yarar sağlayacaktır.
9. Türk Dili Konuşan Ülkeler Devlet Başkanları Zirvesi’ne 3 Ekim Nahçıvan Anlaşması’nda imza ve irade koyan ülkelerin alfabetik sırasıyla:
Azerbaycan Devlet Başkanı Sayın İlham Aliyev’i
Kazakistan Cumhurbaşkanı Sayın Nursultan Nazarbayev’i
Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sayın Kurmanbek Bakiyev’i
Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’ü
Tüm kamuoyu önünde Türk Dünyası için büyük, tarihi kararlara imza attıkları için Avrasya Yazarlar Birliği olarak kutluyor ve onlara şükranlarımızı arz ediyoruz.
Sağolun Sayın Cumhurbaşkanlarımız! Tarih sizi elbet alkışlayacak!
Ve alkışların en çok duyulduğu gün, 3 Ekim Türk Dünyası Günü olacak!.
Tüm kamuoyu önünde Türk Dünyası için büyük, tarihi kararlara imza attıkları için Avrasya Yazarlar Birliği olarak kutluyor ve onlara şükranlarımızı arz ediyoruz.
Sağolun Sayın Cumhurbaşkanlarımız! Tarih sizi elbet alkışlayacak!
Ve alkışların en çok duyulduğu gün, 3 Ekim Türk Dünyası Günü olacak!.
+ نوشته شده در Thu 31 Dec 2009 ساعت 19:43 توسط آخار سو
|
تورک دیلینده زنگین وارلی، عظمتلی، گئنیش، دولو و قیمتلی و . . . آنلامیندا گلیب.