دوعالار و قارقیش لار/ یاشار کالافات
Azerbaycan-Türkiye-Kıbrıs Halk İnançlarında Dualar ve Beddualar
Yaşar KALAFAT
“Geceler ay keçende
Bulu tay tay keçende
Men sene gargayaram
Günüm ay-vay keçende
GİRİŞ
Toplumların akrabalıklarını belirleyen en temel bağlardan birisi kültürdür. Halk kültürü kültürün her dönem temel taşlarından olmuştur. Halk inançları ortaklığı ise dinler tarihinin derinliklerinden destanî mitolojik döneme kadar uzanan köklere sahiptirler. Dua ve beddualar veya alkış ve kargışlar insan hayatının her döneminde var olmuş ve çeşitli amaçlarla kullanılmışlardır.
Biz bu sunumumuzda Batı Türklüğünün önemli 3 kesimini teşkil eden Kıbrıs, Azerbaycan ve Türkiye kültür coğrafyalarını dua ve beddualar itibariyle irdelemeye çalışacağız. Bildirimizde alandan derlemiş olduğumuz örneklerle matbuata yansımış ilgili edebiyatı kullanacağız. Muradımız sadece yalın karşılaştırma yapmak değil, aynı zamanda Türk halk erdeminin derinliklerine dua ve bedduadan yola çıkarak inmektir[1][1].
Çalışmamızda rotamızı “Türk Dilinde Dualar Beddualar Yeminler” (Erzurum 1996) isimli eseri esas alarak belirledik[1][2]. İnanç içerikli açılımları mevcut bilgi fişlerimizden hareketle yaptık. Bu arada Azerbaycan Türk kültür coğrafyasından derlenilmiş malzemenin Türkiye ve Kıbrıs’tan karşılaştırılması cihetine gittik. Evvelce mahiyeti bu olan çalışmalarımız olmuştu. Bu amaçla Güney Azerbaycan’ı kapsayan çalışmalar da yapılmıştı[1][3].
Anılan eser ayrıca “Yeminler” bölümünü de içermektedir. Eserde mensur ve manzum yüzlerce dua ve beddua örneği vardır. Eser sözlük, dizin ve kaynakça kısımlarına da yer vermiştir.
Çalışmamızda; yakarışı dua ve beddua olarak zaman zaman bir arada ele aldık yakarış-kurban, yakarış kişioğlu, yakarış- pir, yakarış-sevda, yakarış-hasret, yakarış-sağlık, yakarış-yokluk bağlantılı olarak ele aldık. Bu arada, baht, felek, büyü, ocak, gibi kavramlarla bağlantısı üzerinde durduk, yakaran kimsenin yakın uzak çevresi ve her şeyin üzerinde yakarışta mutlak olanın yerine işaret ettik. Herhangi bir canlı veya cansıza yapılan dua ve beddua yani yakarış doğrudan olmasa da mutlak olana yapılır. “Atın göze gelmesin” demek, “Allah atını saklasın” demekle günümüz Türk erdeminde aynı anlama gelir. Her neviden olumlu ve olumsuz yakarılar, açıkça söylenmemiş olsalar da O’ndan icazet alırlar.
METİN
Duaların bir kısmı “kurban” içeriklidir. “Adına gurban olum” “Adına kuzu kesim” “Ağlına gurban olum” [1][4] bunlardandır. Minnet ifade eden dualarda “Kurbanın olum” denir ki, bunun karşılığı “Kurbanın kuzu olsun” dur.
“Gurbanın guzu olsun
Guzunun yüzü olsun
Guzudan gurban olmaz
Ananın özü olsun”[1][5] denilirken anne kendisini kurban olarak görebilmektedir. Bu arada kültürümüzde mutlak anlamda insandan kurban yoktur.
Adına kurban olunan kişinin bizzat kendisine sadece ona ait olana kurban olunmuş olunur. Kişi bu âlemde de öteki âlemde de o adla bilinecektir. Mahşerde o adla çağrılacaktır. O ad sadece ona aittir o kimse sadece o ad ile bilinir. Ruhuna bir şey gönderilince de o adla anılır. Defteri o adla açılmıştır. “Adın batsın”[1][6] denilince ilgilinin ölmesi istenilmiş olunur. “Adınla bin yaşa” duası da ada yüklenen anlam bakımından aynı içeriklidirler. Ayrıca adına kurban olum denilmekle her zaman addaki harfler veya kelimeye kurban olunmuş olunmaz. “zatın kesilsin”[1][7] bedduasındaki içerik de aynıdır.
Bazen kişioğluna kutsal isimler de konur. Mesela kişinin ismi Hüseyin ise Irak Türkmenlerinde Hz. Hüseyin’e hürmeten o şahsa “Hüseyin” demekten ziyade “adı mübarek” denir. Nahcivanda ve Iğdır’da ismi Ali olan şâhısa hitap eden yakını Ali demez “Adı mübarek” der veya aralarında bir yemin veya ikna etme söz konusu ise “Hz. Ali Hakkı” denildiği gibi “Adın Hakkı” da denilir. Bu örneklerdeki “ad” sıradan ad olmanın ötesinde ad sahibi kutsaldan adeta özel kut almıştır. Bu tür adlarda netliğini yitirmiş olsa da az çok bir “tabu” vardır. Bu tür adların sahibine hakaret edilirken çekinme yaşanır. Bu bakımdan bu tür isimlerin ulu orta konulmasında sakınca görünler de vardır. Hem bu tür isimleri vermek ve hem de sakıncasını gidermek için bu tür isimler kodlanırlar. Mesela isimlerdeki “Ağa” kelimesi Hz. Ali’ye işaret eder. İnsan ismi olarak “Ağa Verdi” ismi Hz. Ali korudu, koruyor anlamındadır. Hz. Ali’nin eli üstündedir, anlamınadır. Nitekim bir Duada da “Allah elini üstünden eksik etmesin”, “Allah üstünden eksik olmasın”, “Haggın gözü üstünde olsun”[1][8] denir. Kars ve yakın çevresinde “Huda verdi”, “Huda Gulu” “Tanrı Kulu” gibi insan isimleri vardır. Azerbaycan dualarında “Xudam yaman gün göstermesin”, “Xudam gazabından uzak kalasın”[1][9] gibi örnekler vardır. “Adınla yaşayasın” veya “Adınla yücelesin” “Gargış senden uzak olsun”[1][10] bu anlamda da algılanır. Kıbrıs Türk kültür coğrafyasında bu veriler “Allah saklasın, korusun şeklinde yaşamaktadır.
“Adını ben verdim yaşını Allah versin”
“Adı güzel Muhammed Mustafa’nın üzü suyuna bağışlasın Hanım hey” gibi destanî dualar hatırlanmalı.
Ad içerikli beddualar da vardır. “Ad koyanın olmasın” (yetim, öksüz kal), “Adın adlara goyulsun” (sen öl senin adın başkalarına koyulsun), “Adın adlara yazılsın”, “Adın batsın” (öl adın unutulsun), “Adın taşlara yazılsın” (Öl adın mezar taşına yazılsın), “Adın galsın” (Sen öl, senden sadece adın kalsın)[1][11] bunlardandır. Anadolu ve Kıbrıs Türk kültür coğrafyasında bu söylem “Adı batsın” veya “Adı batasıca” şeklini almıştır.
Bazen kişiye dua edilirken onun herhangi organına veya başarısına veya eserine dua edilerek kurban olunur. “Aklına gurban olum”[1][12], “Cevan canına canım gurban” denir. Her kurban da kurban yerine geçmeyebilir. Onu kurban olarak kabul etmek Allah’ın bileceği bir şeydir. Bunun için “Allah gurbanın kabul etsin” denir. Nitekin dualardan birisi de “Duan kabul olsun” “Duan dua olsun” dur. “Goçun gurbanlık olsun”[1][13] duası ile ameline Hak üzre vasıl ol, denilmiş olunur. Kıbrıs ve Anadolu Türk kültür coğrafyalarında da her hacca giden hacı olamayacağı gibi duaların kabulünün Allah’a ait olduğu inancı vardır.
Dualarda ve beddualarda Ağ/Ak ve Gara/Kara inanç içeriği ile daima yerini korur. “Ağ güne çıkasın”, “Ağ günün ağarsın” “Günün günden ağ olsun”,“Allah üzünü ağ elesin”, “Allah’ın yanında üzün ağ olsun”, “Ağ gün göresen”[1][14], denir. Keza “Gara gün görmeyesen” “Kagızın gara yazılmasın” (alın yazın kara olmasın) “Dedenin gara kağızı gelsin”, (Babanın ölüm haberini alasın” “Gara ilana rast gelmeyesen”, “Gara pir kömeğine dursun”, “El obandan ağsaggal-garasaggal eksik olmasın”[1][15] denilirken elde obada ağ sakalın ve kara sakalın yeri ve rolü ayrı ayrı önemlidir. Ağ sakal güngörmüş bilge kişi kara sakal, aktif, fiziki gücü olan, cesur atak gerektiğinde unutmayan daha ziyade genç kimsedir. “Sinenizde ağ tügler bitsin”[1][16] denirken uzun ömür dilenmiş olunur. Anadolu ve Kıbrıs Türk kültür coğrafyasında, aynı anlamda “Yüzün ağ olsun” “Aydınlık içinde olasın” veya “Kara yazı yazmamış olsun” denir.
“Ağ birçekli anan yeri behişt olsun”
“Ağ sakallı baban yeri uçmag olsun” türünden destanî ifadelerimiz vardır.
Gara Pir tanımlamasındaki gara büyük anlamına gelebileceği gibi pirlerdeki etkinliğin kara ve ağ kuvvelerle izahı da yapılabilir. Azerbaycan’da köklü bir pir kültü olduğunu biliyoruz. “Pirin üzüne gülmesin” önemsenen bir bedduadır. Belki ak şaman kara şaman anlamlarında olduğu gibidir. Pirlerin farklı uzmanlık alanlarında etkin olduklarına onlara değişik vergilerin verildiğine dair inançlar vardır. “Gudurup Guduzbaba’ya gidesen” karışında kuduz hastalığının özel pirinin olduğunu anlıyoruz. “Gonaglı –garalı olasan”[1][17] duasındaki kara büyük anlamında olmalı. Nitekim bir duada da “Sürfen hemişe açık olsun”[1][18] denir.
Ağ ve karayı dualarda olduğu gibi beddualarda da görmekteyiz. “Ağ gün görmeyesen”, “Ağ güne hasret galasan”, “Ağ günün gara gelsin”, “Ağ günün ağlar kalsın”, “Gara günden göz açmayasan”, “Balanı gara vurgun vursun”, “Anan başına gara bağlasın”, “Bahtın gara gelsin”, “Bayramın gara gelsin”, “Gençliğin gara gelsin”, “Başına gara bağlıyım” “Barmağın gılbaşı (gara yara) olsun”, “Boğazına gara yara çıhsın”, “Gözlerine garayara çıhsın” “Dilinde gara yara çıhsın” “Gara yara çıxarasan” “Gara gan kusasan”[1][19] bunlardandır. Bunlardan kara yara Türk kültür coğrafyasında evdili Kürtçe olan halkta ‘Birine reş’ olarak geçer ki inanç içeriği aynıdır. Birlikte yaşayan halkların ortak kültürlerinde ev dilleri değişse de inanç içeriği değişmemektedir. Kara Türk kültürlü halkların genelinde yas rengidir. Keza kara bayram Anadolu ve Kıbrıs’ta da yas bayramı anlamına gelir.
Bu coğrafyanın Azerbaycan kesiminde “Gızını gara gızdırma aparsın”, “Gızını kızılca aparsın”[1][20] türünden renk isimleri ile sıfatlanan hastalık isimleri beddualara da yansımıştır. “Kızını hal aparsın”[1][21] da bu tür beddualardandır. Kızılcık, kızamık ve Al karısı gibi illetleri Anadolu ve Kıbrıs Türk halk kültüründen de tanımaktayız[1][22].
“Bereketini gara yel aparsın” bedduasında veya “Gapında gara yel esmesin”[1][23] duasında cemadat içerikli bir mesaj vardır ki yelin anlamlandırılması noktasında ayrıca önem arz eder. Bu arada “Rüzgârın üzüne gülsün” türünden dualar da vardır. Nitekim “Gızıl yel azarına tutulasan”[1][24] bedduasındaki kızıl da bu tür anlam içermektedir
Dualarda çok yer alan bir tema da kapalı veya açık olma halleridir. Bu kelimeler çok kere açık anlamından ziyade mecaz yüklü şekli ile kullanılır. “Allah kapını bağlamasın” “Kapın gıfıl görmesin”, “Kapın ganag üzüne açık olsun”, “Gapına elçi gelsin”, “Bağlı kapı hemişe üzüne açık olsun”, “Cennetin kapılar üzüne açık olsun”[1][25] bunlardandır. Bağlı olmak bağlanılmış olmak görünmeyenin verdiği bir tür cezadır. İstenilmeyen haldir. Çok kere büyü ile “bağ” yapılır, bu tür yöntemlerle bağa engel olunur veya var ise bağ bozulmasına çalışılır. Damadın bağlanması özel gecesinde başarısız olması anlamına gelir[1][26]. “Gelinin gerdekte kalmasın” duası bu maksatla yapılır. İpe düğüm atma en etkili büyü türlerindendir. “Dinle düyün düşsün” Azerbaycandaki bu tür beddualardandır. “Hakkın gapısı üzüne açık olsun” duası kapı ve açıklık itibariyle en büyük dua sayılır. Bir diğer duada da “Üreğin açık olsun”[1][27] denir ki onu açan da Hak’tır. Nitekim dua içerikli bir dörtlükte,
“Ay çıxdı minaradan,
Ne geçipti aradan
Meni sene yetirsin,
Erşi ferci yaradan” [1][28]denilirken takdirin, mutlak iradede, Yaratan’ın elinde olduğu anlatılmış olur.
Anahtar, kilit, kapı, açıklılık ve kapalılık içerikli beddualar da vardır. “Açarın sınsın, gıfılın paslı kalsın”, “Açıg kapı üzüne hasret galasan”, “Bağlı kapın açılmasın”, “Başına gara bağlayım”, “Bazarın bağlansın”, Behtin bağlansın”, “Behtin gara gelsin”, “Evinin kapısı açılmasın”, “Evsiz eşiksiz galasan”, “Kapın bağlansın”[1][29] bunlardan bazılarıdır. Kısmeti bağlı olmak kapıyı açanın da kapanın da Yaradan olduğu inancı Türk kültürlü halklarda ortak bir inançtır.
Dualardaki bir diğer kod da çırağdır. “Çırağın ölezimesin”, “Çırağın sönmesin”, “Evinin çırağı geçmesin”, “Çırağın yansın” Bazen çırağ ile ocak eş anlamda kullanılır “Evinde ocag yansın”, “Ocağın sönmesin”, “Yanan ocağın garalmasın”[1][30] veya “Evinde ocag yanmasın”, “Gabağında çırag sönsün”, “Gabağında çırrag tutulmasın”, ocağın ev anlamında kullanıldığı da olur. “Evinden ev türesin” kovanın oğul versin gibi ailenin yeni fertleri de ev eşik sahibi olsun anlamındadır. “Evli eşikli olasın” duası da ailen büyüsün soyun sopun dal budak salsın anlamındadır. Nitekim bir duada “Seni bin budag olasan” veya “Soyun yarısın, başın barısın”[1][31] denir. Bir beddua da ise “Allah seni gurutsun” veya “Neslini kessin”, “Çıragın sönsün” denir. Ev sadece duvarlar ve çatıdan oluşmaz. Ev eşikle başlayan içindekilere güven veren, düşmanı dışarıda bırakan özel koruyucusu eşiğin altında bulunan, ocakla bütünleşmiş kutsal mekândır.
Anadolu ve Kıbrıs Türk kültür coğrafyalarında “ocağı sönmek”, “ocağı yıkılmak”, “ocağı batmak” gibi deyimler büyük ölçüde eş anlamlıdırlar.
“Gözüne ışık gelsin” dualardaki ışık ile çırag ışığı tamamen aynı değilse de çok farklı da değildirler. “Işığa hasret galmayasan”, “Obana nur çilensin”, dualarında olduğu gibi, “Balan ışşığ üzü görmeyesen” “Dünya ışığına hasret galasın”[1][32] gibi beddualar da vardır. Çırak, od, ocak, ışık inanç bağlantısı Anadolu ve Kıbrıs Türk Kültür coğrafyasında da farklı değildir. “Gözümün ışığı”, “Gözümün nuru” gibi örnekleri çoğaltmak zor değildir.
Yas içerikli beddualardan birisi de “Vay” merkezlidir. Vay yas keder elem anlatan bir ünlemdir. “Anan vay, şivenine otursun”, “Ata ananan toy günü vayına otursun”, “Evine vay-şiven düşsün”, “Hayatın vay-şivene dönsün”, “Toyun vay olsun”, “Vay haberi eşidesen”, “Vay haberin gelsin”, “Vaydan başın açılmasın”, “Vayına galasın”, “Vayına oturum”[1][33] bu türden beddualardır. Kalıplaşmış şekli ile fazla rastlanılmasa da “vay” Türk kültürlü halklarda ortak mesaj içerir. Anadolu ve Kıbrıs’ta “Vay başıma gelenler”, “vay oldu vaylar bana, yıl oldu aylar bana”, “Vay ki ne vay” bu tür örneklerdir.
Taş’ın halk inançlarında özel yeri vardır. İyesi olduğuna inanılır onunda etrafında kült oluşmuştur[1][34]. O da simge oluşturmuştur. “Tırnağına daş deymesin” Taş serttir acıtır. Canın acımasın keder görme, “Elin daşa deymesin” zorluk görme çetinlikle karşılaşma. “Oxun daşa deymesin” başarılı olasın girişimin geri tepsin, anlamında kullanılır. Taş içerikli betdualar da vardır. “Allah başına taş salsın”, “Başın daşdan daşa deysin”, “Başına daş düşsün”, “Başın daşlı gözün yaşlı olsun”, “Dalınca gara daş”, “Baştaşın tapılmasın” “Elin daş altta galsın”, “Elin daşa deysin”, “Ganın taşlara yayılsın”, “Oxun daşa gelsin”, “Seni tapdığım güne daş üşeydi”, “Uğurun daşa dönsün”, “Üzüne daş yamansın”[1][35], bunlardan bir kısmıdır. Bu tür özlü sözler Anadolu ve Kıbrıs Türk kültür coğrafyasında da eş anlamlıdır. Bunlardan “Seni doğurmayıp taş doğursaydım”, “Doğarken taş atmış çıkmış”, “Ardından taş taşladılar”, “Elini taşın altına konyak”, “Başını taştan taşa vurmak”, “Başına taş düşmek”, “Başın varken ayağını taşa vurmayasın” bazılarıdır.
Su da taş da olduğu gibi sıradan bir akıcı değil inanç içerikli cemadattan bir varlıktır[1][36]. “Duru suyun bulanmasın”, “Suyun gelmiş çöreğin pişmiş olsun” Duaların yanı sıra “Akarsuyun bulansın”, “Sellere sulara gark olasın”, “Ölende üstüne su tapılmasın”[1][37] gibi beddualar da vardır ki berrak akan suların kut içerdiği destanlarda yer aldığı gibi rüya yorumlarında da bulanık su değil berrak su aydınlığa işaret eder. Ayrıca “Boğazından su keçmesin”, “Dermanın suya düşsün”, “Dilin yansın su sepen olmasın”, “Elin guru yerde galsın”, “Gözüne garasu gelsin”
“Araz, Araz, xan Araz!
Sultan Araz, han Araz!
Çayın, çeşmen gurusun
Menin teki yan, Araz!”[1][38] Denilirken, kuru dere ve kör kuyu etrafında Anadolu’da da inançlar vardır. “Bir yudum suya muhtaç olmak”, “su vereni olmamak” ve benzerleri de ortak kültürün örnekleridir.
Kan içerikli dua ve beddualar da az değildir. “Gan gusasan”, “Gan-gargış gapından eksik olmasın”, “Gan gargıştan göz açmayasan” “Ganın daşlara yayılsın”, “Ganın laxta laxta olsun”, “Ganın şüşeye tutulsun”, “Ganın üzüne çilensin”, “Ganın üzünü tutsun”, “Ganın yalagda kalsın”, “Ganın gutun gurusun”, “Ganına bulaşasan”, “Ganına gargalar dalaşsın”, “Ganına geltan olasan”, “Ganını itler yalasın”, “Evinde gan su gibi aksın” bunlardan bir kısmıdır[1][39]. Bunlardan Kanın kutun kurusun tespitindeki ‘Kut’un kan ile birlikte anılması kutun kanın içinde veya yanı sıra olması anlamları bakımından önem arz etmektedir. Kan Türk kültürlü halklarda bir kült oluşturmuştur[1][40].
Dua ve beddualarda önemli yer tutan bir obje de felektir. “Felekten yamanlık görmeyesen” “feleyin gezebine gelesin”, “Ulduzunuz barışsın”[1][41] duasındaki yıldızları barıştıran felek midir?
“Galmadı azan yerde
Gabrimi gazan yerde
Gelemin sınsın felek
Yazımı yazan yerde”
“Guşlar Ganad üstedi,
Atma ganad üstedi
Elin gurusun felek
Oğlan Murad üstedi”
“Aman felek, dad felek
Heç olmadım şad, felek
İçirdiğin şerbetden
Özünde bir dad felek”
“Ezizim oda yansın
Alışsın oda yansın
Felek bir dert gönderip
Men yandım o da yansın”
“Feleyin çarxı dönsün,
Su gelsin, çarxı dönsün
Baştan suyu bulansın
Ayagdan çarxı dönsün”
“Ay doğdu dize düşdü
Gara zülf üze düştü
Feleyin çerhi dönsün
Ayrılıx bize düştü”
“Feleyin işi düşsün
Yaydan kirişi düşsün
Bize yazı yazanda
Elinden işi düşsün”[1][42]
Felek ile ilgili inançlar ve inanç sisteminde ona ayrılan yer Anadolu ve Kıbrıs Türk kültür coğrafyasında da farklı değildir. Kara yazıların mesulü olarak felek bilinir. Ona farklı seviyede statüler verilir. Bazılarına göre o da bir iyedir. Feleğin çarkında kendi suyunun bendini açmak için uğraş veren anlatı kahramanları vardır. Murat almamışlara feleğin kürk yerine yelek giydirmesi hazmedilmez. O ‘Kahpe felek’ dir. Ondan ‘felek gözün kör olsun’ diye söz edilir.
Ters motifini dua ve beddualarda da görmekteyiz “İşin ters gelmesin” duası gibi, “Düz geden işin ters olsun” bedduası da vardır[1][43]. Esasen dua ile beddua arasında ilişkiye ters motifi içeriyi açısından da bakılabilir[1][44].
Dağ, dağlamak fiilinde olduğu gibi bir uygulama biçimidir. “Lele dağı görmeyesen”, “Oğul dağı görmeyesen”, acısı çekmeyesen “Allah sene dağ çeksin”, “Allah seni dağlasın”, “Allah sinene dağlar çeksin”, “Bala dağı senden eksik olmasın”[1][45], beddua örneklerinde acı anlamındadır.
“Üreyin dağa dönsün” dua örneğinde ise dağ, büyük yüce anlamına gelmektedir.
Bağçalar bağa dönsün,
Bağım yaylağa dönsün,
Birce kelme din-danış
Üreyim dağa dönsün”[1][46]
Dağların bizzat kendisine dua edildiği olur. Bu noktada dağ cemadat kapsamında canlı yaratılmış olarak kabul görmüş olur.
“Bu dağlar goşa dağlar,
Verip baş başa dağlar,
Yarım sende gezipdi,
Seni yüz yaşa dağlar”[1][47]
Dualar her şahıs için söylenebilir kurallı sözlerdir[1][48]. Her duayı veya bedduayı çevirip ters mesajlı yansıtabilmek mümkündür. Ninniler zaman zaman dua kaynağı olabilirlerken ağıtlar da çok kere dua ve bedduayı da içerebilirler. Esasen dua ve beddualarda cemadat, nebatat hayvanat ve insanat birlikte işlenilmiştir. Dağa olduğu gibi, bağa ve çaya da, kurda olduğu gibi kuşa da, güle olduğu gibi dikene de insanlarla birlikte bir şekilde dua veya beddua edilir. Bunlardan en çok örnekleme yapılabilecek obje dağlardır.
“Bu dağlar goşa dağlar
Verib baş-başa dağlar
Ne gelen var ne geden
Dönesen daşa dağlar”
“Su geldi eşil dağlar
Ömürdü beş il dağlar
Sende düşmen izi var
Göz-göz ol deşil dağlar”
“Dağları dizen ölsün
Daşları dizen ölsün
Men senden el üzmedim
Elimi üzen ölsün”
“Bu dağlar oda yansın
Od tutup oda yansın
Yara xaber yetirin
Men yandım o da yansın”
“Dağlar nece dağlarsan?
Gardan kemer bağlarsan
Ölsün igid gardaşın
Bax gör nece ağlarsın”
“Dağların balasından
El yatmaz nalasından
Bize ayrılıg salan görsün
öz balasından”[1][49]
Dağların narası tanımlaması farklı öneme haizdir. Biz Varto’dan nara atan dağlar tespiti yapmış Destanlarımızdaki bazı verilerden hareketle doğrulayıcı bulgulara rastlamıştık. Halk şiirinde dağın narası ile karşılaşmış olmak cemadat itibariyle önemli olmalı.
Hayvanattan dua ve beddualarda yer tutan diğer bir obje de yılandır. Kurt[1][50] kadar ve koyun[1][51] motifleri halk inançlarında geniş yer tutarlarken Yılan daha ziyade beddualarda yer alır[1][52]. Azerbaycan’daki “Payın ite gurda kısmet olsun”, Kurt kuşa yem olasın”, “Ölende cedeyine kurt yağı sürülsün” bedduaları Anadolu ve Kıbrıs Türk coğrafyalarında da yaşamaktadır. Kurt yağı bazı yörelerde soğukluk yaratıcı olarak bilinir. Nişanlıların arasını açmak için kapılarına kurt veya domuz yağı sürüldüğüne inanılır. Ölen kimsenin vücuduna kurt yağı sürmekle rahmetle sevgi ile ananının olmaması istenilmiş olabilir. Öyle ki birçok anlatıda tabu olarak algılanıp ismi açıkça geçmeyen ve “sürünen” olarak adlandırılan yılan ile ilgili çok beddua örneği vardır. “Seni ilan vursun”, “Seni ilan vursun katığ tapmayasan”, “Dilinden ilan vursun”, “Balanı ilan vursun”, “Balan değende ağzında ilanlar balalasın” Dualarda ise “Gara ilana rast gelmeyesen”[1][53] vardır. Dua ve beddualarda çok geçen bir hayvan da attır.
“Ağ at, yalın gurusun
Xett ü halın gurusun
Apardın getirmedin
Görüm nalın gurusun”[1][54]
Halk inançlarındaki henüz yeterinde keşfedilmemiş bir hayvan da horoz’dur. Azerbaycan’da, “Horozun banmasın” bedduası, mutsuz ol, başarısız ol, muratsız ol anlamına gelir. Güney Azerbaycan’da orta yaşın üzerindeki erkekler “Horozun bannıyır mı? Derlerken erkeklikten düştün mü? Demiş olurlar
Tuz ve ekmek ile ilgili inançlar da sözlü kültürün dua ve beddualarına yansımıştır. “Çörek kanim olsun”, “Çörek gözünü tutsun”, “Çörek tapmayasan”,, “Çörek tutsun”, “Çörek üzüne hasret galasan”, “Çöreyin atlı özün piyada olasan”, “Çöreğin boğazında galsın”, “Çöreğin kesilsin”, “Çöreyin urvatsız olsun”, Çöreyinin bereketi olmasın”, “Tuz çörek tutsun seni”, “Elin çöreye çatmasın”[1][55], Azerbaycan Türk kültür coğrafyasından yapılmış bu tespitlerin Anadolu ve Kıbrıs’tan yapılmış benzerleri de vardır[1][56].
İlginç bulunabilecek beddua örneklerinden birisi de “Kökünüze süpürge vurulsun” dur[1][57]. Anadolu Türk kültür coğrafyasında bu beddua ile eş anlamda olan “Kökünüze kibrit suyu” bedduası vardır ki, süpürüp yokluk âlemine atılmak ile yakılıp varlık âleminden dışlanmış olmak aynı mesajı vermektedir[1][58].
SONUÇ:
Dua ve Beddualardan hareketle Azerbaycan Kıbrıs ve Türkiye halk inançları köprüsünden geçerek halk kültürümüzle biraz daha yakından tanış olmak istedik. Tespitini yaptığımız ve incelememizi özetleyerek anlatacak birkaç özlü söz olarak “Dualıg olasan” ve “Duası kabul görmüşlerden olasın”. “Eleğin elensin xalbirin göye fırlansın”, “Gan-gargış gapından eksik olmasın”, “Gargış senden uzak olsun”, “Gan gargıştan göz açmayasan”, ve nefsin “Nefsin tox olsun” belirtilebilir.
Dipnotlar:
[1] Bizim 21. yüz yılda yapamadığımız çalışmalar 19. yüzyılın başlarında Erzurum’da Rus konsolosluğu yapan Aleksander D. Jaba gibi diplomat halkbilimciler tarafından yapılabiliyordu. Mella Mahmude Beyazıdi, Kürtlerin Örf ve Adetleri, Türkçeleştiren A.B.Pişderi Peri Yayınları, İstanbul 1998,
[2] Tehmasib Ferzeliyev, İsrafil Abbasov, Naile Hacıyeva, Türk Dilinde Dualar Beddualar Yeminler, Yayına Hazırlayan: Cengiz Alyıldız, Atatürk Üniversitesi Yayını, Erzurum 1996
[3] Habib Derzinevezi, “Güney Azerbaycan ve Kuzey Kıbrıs Manilerindeki Benzerlikler” Türk Dil ve Kültürünün En eski Dönemleri Tarihi Gelişme Çizgisi Kıbrıs’a Ulaşması Bugünkü Durumu Uluslar arası Bilgi Şöleni Bildirileri, Girne Amerikan Üniversitesi, 23- 25 Mayıs 2005 Girne, 2008 Girne, s. 93–99
[4] A.g.e.
[5] A.g.e.
[6] A.g.e.
[7] A.g.e.
[8] A.g.e.
[9] A.g.e.
[10] A.g.e.
[11] A.g.e.
[12] A.g.e.
[13] A.g.e.
[14] A.g.e.
[15]A.g.e.
[16] A.g.e.
[17] A.g.e.
[18] A.g.e.
[19] A.g.e.
[20] A.g.e.
[21] A.g.e.
[22] A.g.e.
[23] A.g.e.
[24] A.g.e.
[25] A.g.e.
[26] Yaşar Kalafat, “Alanya Yöresinde Kilit-Bağ Kilitlemek – Bağlanmak” Alanya, Tarih ve Kültür Semineri III. 1999.1997.1998.1999.2001, Alanya 2004, sh. 492–496; Erdem Türk Halk Kültürü Özel Sayısı III. Eylül 2001 S. 39 589–597
[27] Tehmasib Ferzeliyev, İsrafil Abbasov, Naile Hacıyeva, Türk Dilinde Dualar Beddualar Yeminler, Yayına Hazırlayan: Cengiz Alyıldız, Atatürk Üniversitesi Yayını, Erzurum 1996
[28] A.g.e.
[29] A.g.e.
[30]A.g.e.
[31] A.g.e.
[32] A.g.e.
[33] A.g.e.
[34] Yaşar Kalafat, Doğu Anadolu’da Eski Türk İnançları İzleri, Ankara, 2006
[35] A.g.e.
[36] Yaşar Kalafat, “Ağrı Yöresi Örnekleri İle Türk Kültürlü Halklarda ‘Su Kültü’” II. Uluslararası Ağrı Dağı ve Nuh’un Gemisi Sempozyumu 08–10 Ekim 2008 Doğubayazıt-Ağrı
[37] Tehmasib Ferzeliyev, İsrafil Abbasov, Naile Hacıyeva, Türk Dilinde Dualar Beddualar Yeminler, Yayına Hazırlayan: Cengiz Alyıldız, Atatürk Üniversitesi Yayını, Erzurum 1996
[38] A.g.e.
[39] A.g.e.
[40] Yaşar Kalafat, “Giresun Yöresi Örnekleri İle Türk Kültürlü Halklarda Kan İnancı” Kodlar-Kültler–1 Türk Kültürlü Halklarda Karşılaştırmalı Halk İnançları, Berikan yayınları, Ankara, 2009, s.77–95
[41] Tehmasib Ferzeliyev, İsrafil Abbasov, Naile Hacıyeva, Türk Dilinde Dualar Beddualar Yeminler, Yayına Hazırlayan: Cengiz Alyıldız, Atatürk Üniversitesi Yayını, Erzurum 1996
[42] A.g.e.
[43] A.g.e.
[44] Yaşar Kalafat “Türklerin Dini Tarihi Türk Halk İnançlarında (Ters Motifi)” Prof. Dr. Abdurrahman Çaycı’ya Armağan, Ankara 1995. sh. 297–307; Türk Dünyası Tarih Dergisi Mart 1997 S. 123, sh. 15–19
[45] Tehmasib Ferzeliyev, İsrafil Abbasov, Naile Hacıyeva, Türk Dilinde Dualar Beddualar Yeminler, Yayına Hazırlayan: Cengiz Alyıldız, Atatürk Üniversitesi Yayını, Erzurum 1996
[46] A.g.e.
[47] A.g.e.
[48] Doğan Kaya, Folklorumuzda Beddua söyleme geleneği ve Türk Halk Şiirinde Beddualar, Atatürk Kültür Merkezi, Ankara 2001
[49] Tehmasib Ferzeliyev, İsrafil Abbasov, Naile Hacıyeva, Türk Dilinde Dualar Beddualar Yeminler, Yayına Hazırlayan: Cengiz Alyıldız, Atatürk Üniversitesi Yayını, Erzurum 1996 [50]Yaşar Kalafat, Türk Kültürlü Halklarda Halk İnançları I, Türk Halk İrfanında Kurt, Lalazer Kitabevi, Ankara, 2007
[51] Yaşar Kalafat, “Türk Halk İnançlarında Hayvan”, Av. Süleyman Kazmaz Armağanı, Türk Halk Kültürünü Araştırma ve Tanıtma Vakfı, Ankara, 2009, s.261–293
[52] A.g.e.
[53] A.g.e.
[54] A.g.e.
[55] A.g.e.
[56] Yaşar Kalafat, “Van Gölü Havzası Örnekleri İle Türk Kültürlü halklarda Tuz İnancı” Kodlar ve Kültler 1 Türk Kültürlü Halklarda Karşılaştırmalı Halk İnançları, Berikan yayınları, Ankara, 2009, s. 139–159
[57] Tehmasib Ferzeliyev, İsrafil Abbasov, Naile Hacıyeva, Türk Dilinde Dualar Beddualar Yeminler, Yayına Hazırlayan: Cengiz Alyıldız, Atatürk Üniversitesi Yayını, Erzurum 1996
[58] Yaşar Kalafat, “Antalya Yöresi Örnekleri İle Türk Kültür Coğrafyasında Süpürge İnancı”, 20. Yüzyılda Antalya Sempozyumu, 22–23 Kasım 2007, Akdeniz Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi araştırma ve Uygulama Merkezi, Yayına haz. Doç. Dr. Mustafa Oral, Antalya, 2008, s.259–266
تورک دیلینده زنگین وارلی، عظمتلی، گئنیش، دولو و قیمتلی و . . . آنلامیندا گلیب.