Yanakları nemli ay ışığında

Sessizliğini hüznüyle paylaşan bir adam rıhtımda

Derin bir yalnızlığa soyunmuş, şehir gibi

Gecenin en ıssızında yalnız, kimsesiz gibi

Üşüdüğü belli sesinden

Belli kurtulamadığı tutulduğu hastalıktan

Hüznünü sıcak tutmak için yaktığı sigarasından.

Şehrin sisli gecesinden belli gideceği

Hazin bir hüzne doğru

Bu dilsiz balıkçı rıhtımından.

Su aldıkça hüzün teknesi lacivert denizden

Özgürleşiyordu hüznün kaderi batan tekneden;

Derken işitti hüzün mezarlığından bir ses

Ölümü getirdi hazan rüzgarından bu ses;

Bir garip hüzün damladı ardından

Rüzgarın topladığı yağmur bulutlarından.