UNESCO  19 şubat  2009  günü dünya dillerinin durumunu gösteren Dünya Dil Atlası’nı açıklamıştır.Dil Atlası’ndaki veriler bizi karamsarlığa ve cesaretsizliğe sürükleyecek düzeydedir.Bu Atlasa göre dünyamızda  6 000 civarında dil vardır. Bu dillerin % 96 ‘sı dünya nüfusunun % 4’ü tarafından, sadece  %3 ‘ü ise  dünya nüfusunun % 96’ sı tarafından kullanılmaktadır.Tamamen zıt iki durum söz konusudur.Bir başka ifadeyle  dünyamızdaki nüfusun tamamına yakını  10 dili, yarıdan fazlası  sadece 8 dili, yani Çince, İngilizce, Hintçe, İspanyolca, Rusça, Arapça, Portekizce ve Fransızca’yı kullanmaktadır. Dünyada çok  konuşulan dillerin çeşitli kriterlere göre bir etkililik sıralaması yapılmıştır. Buna göre ilk  üç sırayı İngilizce, Fransızca ve İspanyolca almaktır.Bunu Rusça, Arapça, Çince, Almanca, Japonca, Portekizce ve Hintçe izlemektedir.
UNESCO’nun Dil Atlası’na göre önümüzdeki yıllarda   dünya dillerinin   % 50’ si yok olacaktır. Dil Atlası’nda çeşitli araştırma ve ölçütlere göre  tehlikede olan 2.511 dil 5 düzeye ayrılmıştır.Bunlar ‘ölmek üzere olan diller, durumu çok kritik olanlar, ciddi tehlikede olanlar,  tehlikede olanlar ve şimdilik  kullanılan  diller’ şeklinde sıralanmıştır. Buna göre 2.511 dilin 200  den fazlası  ölmek üzere, 538 dilin durumu çok kritik, 502 dil ciddî tehlikede, 632 dil tehlikede ve  607 dil ise şimdilik  kullanılır durumdadır. Bu olumsuz gelişmelerin sürmesi halinde  bu yüzyılın sonunda  konuşulan dillerin % 95’i yok olacaktır.Bir başka ifadeyle  her yıl 10 dil ölmektedir. Bazı dilciler her    15 günde  bir dilin öldüğünü iddia etmektedirler. Dillerin ölüm oranı  dil çeşitliliği olan bölgelerde daha  yüksektir. Bu dillerle birlikte kültürel zenginlikler de ölmektedir. UNESCO Genel Müdürü Koïchiro Matsuura “ Dillerin kaybolmasıyla birlikte  çok sayıda kültür mirası, özlü ve değerli sözler, deyimler, ifadeler, şiirler, hikâyeler, atasözleri, eğlenceler, toplumun konuştukları vb. yok olmaktadır.Dillerin ölümüyle birlikte insanlar arasındaki çeşitlilik, dünya ve doğa hakkındaki bilgiler de yok olmaktadır.” diyerek  konun önemine dikkat çekmektedir.
Bu gelişmeler önümüzdeki yıllarda  çoğu dilin kısa sürede kaybolacağı anlamına mı gelmektedir? Dilciler yüz milyon kişinin konuştuğu   diller için bir tehlikenin söz konusu olmayacağını  tahmin etmektedir. Bir başka ifadeyle uzmanlar eğer bir dili konuşan kişi sayısı   yüz milyon kadar ise onun yaşama şansının olduğunu ifade etmektedirler. Oysa  dünyadaki altı bin  dilin yarısını  konuşan insan sayısı 10.000 ‘den azdır.Geriye kalan dilleri konuşanların   sayısı ise 1000 ve daha azdır. Dünyamızda sadece 15 dili konuşanların sayısı  yüz milyonu geçmektedir. Bunlar Çince, İngilizce, Hintçe, Fransızca, İspanyolca, Rusça, Arapça, Portekizce, Almanca, Japonca, İtalyanca gibi diller olmaktadır. UNESCO Dil Atlası’nın yöneticisi Christopher Moseley, “İngilizce, Fransızca ve İspanyolca  gibi  diller,  diğer dillerin  ölümünün sorumlusudur.” demektedir. Bu durum  uluslar arası düzeyde hızlı çabaları ve önlemleri gerektirmektedir(UNESCO, 2009).

          Dillerin ölümü yeni bir olay değildir.Dünyamızda bu güne kadar  30 000  kadar  dil doğmuş ve bunların çoğu hiç iz bırakmadan kaybolmuştur. Eskiden  dillerin çok olması  hızlı ve kolay iletişim, bilimsel ilerlemeleri paylaşma, sanayileşmeyi geliştirme vb. açısından sorun olarak görülmüştü. Dillerin çeşitliliği  bilgilerin yayılması ve fırsat eşitliğine engel olarak düşünülmüş, tek dil ideal olarak görülmüştü. Hatta 19. yy sonunda  evrensel  dil fikri doğmuştu.Ancak son yıllarda internet nedeniyle küçük diller hızla yok olmaktadır.   Dünyamızdaki uluslar arası finans pazarları ile bilgilerin elektronik araçlarla yayılması gibi durumlar, küçük diller için  tehlike oluşturmaktadır.Çünkü  dünyamızdaki dillerin % 90 ‘ı internette  yer almamaktadır. İnternet üzerinde kullanılmayan bir dil artık modern dünyada yok sayılmaktadır(UNESCO 2009, Bjeljac-Babic, Roland,  Breton, 2000).

         Diğer taraftan internet nedeniyle  dil çeşitliliği  giderek azalmakta  ve hatta tek dile doğru gidilmektedir. Bu durumun  sonuçlarının gelecekte  çok ağır olacağı düşünülmektedir. Eğer dünyamızda tek dile doğru gidersek bundan önce zihinlerimiz   etkilenecektir.  Yani  tek tip düşünen, anlayan, sorgulayan, düşünceleri ve bakış açıları  tek tip hale gelmiş insan toplulukları ortaya çıkacaktır. Doğuştan gelen dil farklılıklarımızla düşünüş ve yaratıcılığımızın önemli bir bölümü kaybolacaktır. Buna karşılık   dillerin ölümü ile insanlık tarihinin önemli bir bölümü de yok olacaktır.Diller insanlar arasında sadece  iletişim aracı değildir.Diller,  aynı zamanda   konuşanların dünya görüşünü, düşüncelerini, bilgiyi kullanma biçimlerini de içermektedir.  Bu nedenle farklı diller farklı kültürlerin de bir yansımasıdır. Dilin ölmesi kültürün de ölmesidir.Dünyayı tek bir dili, kültürü ve yaşam biçimini  kabul etmeye zorlamak,  diğer düşünceleri dikkate almamak ya da reddetmek demektir. Bu durum hakim toplululuğun ifade ve görüşleri ile dünyayı  boğmak demektir.